Açık Hava Müzesi: Eğil

/Açık Hava Müzesi: Eğil

Açık Hava Müzesi: Eğil

Âdeta bir açık hava müzesi gibi olan canım memleketim Diyarbakır kitap gibidir. Okudukça okuyasınız, gezdikçe gezesiniz, yazdıkça da yazasınız gelir.
Bizim ellere gitme imkânınız olursa beni daha iyi anlayacağınıza eminim.
Dedim ya Diyarbakırım’ı anlata anlata bitiremeyeceğim. Bugün de size Eğil ilçemizden bahsedeyim istiyorum.
Dicle Nehri‘ne hakim bir tepeye kurulu olan Eğil ilçemize bizim olana kadar tarihte birçok isim verilmiş. Ancak öyle bir ismi var ki, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde de yer almış ve bu benim çok hoşuma gitti. Seyahatnamede Eğil adının “GEL” olduğu yazılıdır.

Bu isim Eğil’in insanlığa çağrısıdır bence. “Gel ve beni gör ey insanoğlu” diyor Eğil. Daha bize ne desin?
Eğil’de meşhur mu meşhur bir kral kızı efsanesi vardır. Şimdi de size onu anlatacağım.
Rivayete göre zamanın birinde kentte hüküm süren bir kralın dillere destan güzelliğe sahip kızıyla yaşadığı bilinirmiş.
Bunu duyan barbar bir komutan kalabalık ordusuyla birlikte krallığı yerle bir edip güzel kızla evlenmek için Eğil Kalesi‘ni işgal etmiş.
Uzun süren savaş sonucunda Eğil Kralı, halkının artık zarar görmesini istemediği için yenilgiyi kabul eder.
Ancak kralın güzel kızı, hem yenilgiyi kabul etmez, hem de sevmediği biriyle beraber olmamak için plan yapar.
Barbar komutanı tanımak için onunla konuşmak istediğini elçi aracılığıyla iletir.
Barbar komutan krallığın teslim olacağı sevinciyle şatafatlı karşılama hazırlar.
Kralın kızı ihtişamlı giysi ve takılarıyla gelir, tüm askerler ve barbar komutan bu güzellik karşısında adeta dona kalır.
Eğlenceden sonra kralın kızıyla bir an önce yatmak isteyen barbar komutan askerlerini göndermeye çalışır.
Ancak kralın kızı barbar komutana kendisiyle beraber olabilmesi için bir şartının olduğunu, kendisiyle savaşacak ve kendisini yenecek biriyle evlenebileceğini söyler.
Bu talep karşısında şaşıran barbar komutan, kralın kızının bu teklifini alaylı bir şekilde kabul eder.
Ancak kız ihtişamlı elbisesi ve takılarını çıkararak savaşçı elbisesini giyer. Daha sonra tüm askerlerin de olduğu bir ortamda barbar komutan ile kavgaya tutuşur.
Kısa bir süre sonra kralın kızı barbar komutanın kellesini gövdesinden ayırarak gâlip gelir.

Bu davranış karşısında barbar komutanın askerleri kralın kızı karşısında diz çöker ve egemenliğini kabul eder.
Kız bu kez kanlı elbiseleri ile sala biner, kaleye döner ve gizli geçitten yukarı çıkar. Müjdeli haberi babasına ve halkına verir.
Kral da bu haber karşısında 7 gün 7 gece süren kutlama yaparak, özgür halkıyla paylaşır.
İşte sevgili okurlar, canım memleketim Diyarbakır‘ımın Eğil ilçesindeki Eğil Kalesi ve üzerindeki kral kızı figürünün hikâyesini okudunuz.

Bu hikâyeyi daha çok, benim Diyarbakırlı olduğumu duyunca şaşıran ve ardından da sen nasıl bir Diyarbakırlısın diyen birbirinden değerli dostlarıma ithaf ediyorum. Benim memleketimin kızları nasıl olurmuş görün istedim. Eminim bu yazıları okuyan herkes has Diyarbakırlılar’ın nasıl insanlar olduklarına kanaat getirir.

Şaka bir yana sevgili okur, canım Diyarbakır’ımın 8 peygamber ve evliya ile onlarca kral mezarının bulunduğu Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi adını burada sayamadığım birçok medeniyete ev sahipliği yapan Eğil ilçesi, Dicle Baraj Gölü’nde su tutulmasından sonra keşfedilmeyi bekleyen bir saklı cennet halinde ziyaretine gelecek misafirlerini bekliyor.

Baraj Gölü’nün hemen üstünde bulunan ve 3 ayrı gizli geçitle çıkılan Eğil Kalesi ve Kralkızı figürü ile az önce anlattığım hikâyesi, ilçemizin gizemini kat be kat arttırıyor sevgili okurlar.

Âdeta bir açıkhava müzesini andıran bu nâdide ilçemiz Eğil’i sizin için gezdim gördüm. Ancak orada konaklama şansı bulamadım. Bundan sonraki hedefim, bölgemizin güvenliği sağlanır sağlanmaz gidip topraklarımda konaklamak olacak.

Görülmeye değer derseniz; kim bilir, belki de birlikte gideriz Eğil’e sevgili okurlar. Benimle memleketime gelmeye karar verirseniz tur rehberliğinizi yapmaya söz veriyorum. Haydi kalın sağlıcakla…

egil2

 

 

By | 2016-10-20T02:09:20+00:00 Ekim 20th, 2016|Güneydoğu Anadolu, Yurtiçi|14 Comments
  • Mehmet Irak

    Uzun zamandır yazılarınızı takip edemiyor ve bunun üzüntüsünü yaşarken. Bu güzel yazı ile ayrı bir lezzet alarak aynı zamanda eşsiz bir memleket kendimi buldum. Ağzınıza yüreğinize sağlık. HARİKA bir yazı.

    • admin

      Teşekkürler üstad

  • VEYSEL

    HARIKA BIR BILGILENDIRE YAZISI OLMUS GORSELLERLE SUSLU YUREGINE KALAMINE SAGLIK

    • admin

      Sağolun

  • MertOzan

    Ellerinize sağlık Bitter Hanım yazınız yine muhteşem ve çok akıcı bi şekilde yorumlamışsınız devamı yok mu diye bayağı baktım 🙂

    • admin

      sağol canım. devamı olmaz mı?

  • Nazım

    Sevgili Bihter, Güzel bir konu. Birçok birçok insan için sıkıcı olan tarih yazısını, yalın bir anlatımla güzelleştirmişiniz. Memlekettiniz Diyarbakır’ın bilinmeyen gizemli dünyasını kaleme almakla medeniyetler arası elçi olmuş, gönüllere taht kuruşunuz.Çıktığınız ulvi yolda başarılar dilerim. Nazım Çelik (Araştırmacı -Gazeteci -Yazar)

    • admin

      Teşekkürler

  • cüneyt Zülfükar Bitikçioğlu

    çok güzel anlatmışsınız kaleminize sağlık

    • admin

      Teşekkürler üstad

  • ibrahim gordu

    Ne guzel bir hikayesi varmis.

  • ibrahim gordu

    Egil’i gormeyeli uzun zaman oldu. Gitmek sart oldu.

  • Yasemin

    Egil’i sizinle gezmek istiyorum.

  • Serhat

    Eğilin çağrısına uyup gidip göresim geldi, yazınızı okuyunca. Tebrikler.