Onay Verme Mühendisi: Betûl Mardin 

/Onay Verme Mühendisi: Betûl Mardin 

Onay Verme Mühendisi: Betûl Mardin 

Türkiye’de halkla ilişkilerin temellerini atan, meslek aşkını yıllardır koruyan, birbirinden değerli birikimlerini dünyayla paylaşmayı bir yaşam biçimi olarak seçen güçlü kadın Betûl Mardin ile mesleği ve hayata dair özel söyleşimizin ikinci bölümünü sizinle paylaşmaktan gurur duyuyorum.

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin (IPRA) ilk Türk kadın başkanı Betûl Mardin.
Daha sonra Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği tarafından kendisine verilen “member emeritus” ünvanıyla da, dünyada sayılı kişide olan bu ödülle, halkla ilişkiler dalında bir üstad. Bakalım bize neler anlatacak?

betul-hoocam

Onay Verme Mühendisliği: Halkla İlişkiler mesleğini ülkemize kazandırmak nasıl bir duygu? Biraz anlatır mısınız?

Müthiş bir his. Hele o mesleğin geliştiğini, yerleştiğini gördükçe mutlu, oluyorum, iftihar ediyorum.  Bana teklif ettikleri zaman, Türkiye’de halkla ilişkiler mesleğini bilen neredeyse yoktu diyebilirim. Biraz bilerek, biraz bilmeyerek küçük adımlar atarak, kitapları karıştırarak,  resmen oturup derin derin araştıra rak, çalışarak mesleğe girdim. Dünyada halkla ilişkilerin 19. yüzyılın sonunda 1. Dünya Savaşı’ndan sonraya rast gelerek anlam kazanmış olduğunu gördüm. Aslında ben çok şanslıyım, bu düsturları yazan kişi ile tanıştım. Hakikaten müthiş bir andı. Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin başkanı Sam Black ‘sana bir sürprizim var’ dedi ve dünyada halkla ilişkiler mesleğini başlatan kişi ve aynı zamanda Freud’un Amerikalı yeğeni Edward Bernays ile beni tanıştırdı. Çok mütehassıs oldum. Bernays o zaman 105 yaşında. Düşünüyorum da bu meslek insanı dik tutuyor. O kadar büyük bir enerjiyle çalışıyorsun ki, kendini hep canlı, güçlü ve yaratıcı hissediyorsun. Türkiye’de meslek hızla anlaşıldı, çok araştırmalar yapıldı, kitaplar okundu ve dış ülkeler takip edildi. Dolayısıyla kısa zamanda olgunluğa erişti. Üniversitelerde Halkla İlişkiler bölümleri açılmaya devam ediyor ve mesleği başarıyla icra eden çok değerli mezunlar verildi. Mutluyum ve gururluyum.

Halkabet İlişkilerden önce Betûl Mardin markasını yarattınız. Bunu nasıl yaptığınızdan bahseder misiniz?
Öncelikle her zaman düzgün bir itibarınız olacak. Elinizden geldiğince intizamlı ve sorunlara kapalı bir yaşam süreceksiniz. Senelerce gazetecilik yaptım ve çok şanslıydım. Çünkü, Hakkı Devrim, Haldun Taner, Melih Cevdet gibi isimlerle çalıştım. Onlar zaten devrin önde gelenleriydi. Halkla ilişkilere başladıktan sonra geçirdiğim bir kaza neticesinde sakat kaldım. Kendime gelebilmek için uzun süre büyük uğraşı verdim. İngiltere’deki ameliyatımdan sonra Ayla Algan ve rahmetli Tunç Yalman ziyaretime geldiler. Bana aslında öyle şeyler söylediler ki, bunlar benim markalaşma konusunda ilk adımlarım oldu. Doktorlar benim her zaman aksayacağımı söylediler ve bu dostlarım bana nasıl yürümem gerektiğini öğrettiler. Sonra markalaşma yolunda ikinci adımımı şöyle attım. Bir gün saçımı arkaya doğru toplamıştım. Bir İngiliz bana dedi ki; ‘bu sensin, saçının bu şeklini sakın değiştirme’. Bir daha topuzdan başka saç modeli yaptırmadım. Mesela o dönem itibarımı planlarken, saç boyasının da beni kendimden uzaklaştırdığına, her zaman gerçekçi olmaya, karar verdim. Görüşüme göre benim olduğum gibi olmam lazımdı ki, insanlar bana güvensin, çünkü ben koskoca işadamlarına ‘onu öyle yapma, böyle yap’ diyordum. ‘Hayır, böyle konuşamazsın, artık böyle konuş’ diyordum. İnsanların sözüme itibar etmelerini sağlayacak biçimde yaşamalıydım. Ben de onu yaptım. Böylelikle kendi markamı oluşturdum. Giyim tarzımı, görünüşümü yıllarca değiştirmedim. Mesela bir arabayla bir yerden geçiyorum değil mi, insanlar bakıyor, büyükannemiz geçiyor gibi bir havaları var. Gurur veriyor, sıcacık bir duygu, Allah razı olsun.

Halkla İlişkiler mesleğinin ülkemizdeki yaratıcısı olarak, nasıl tanımlarsınız?
Bir kuruluşun, kişinin, bir olayın planlanan program dahilinde hedef kitleleri de hesaba katarak, tanıtmak, ona karşı güven duyulmasını sağlamak, itibarının düzgün olduğunu anlatabilmektir Halkla İlişkiler. Burada en önemli olan şey, kuruluşbetuun da zaten saygın, itibarlı ve değerlerine sahip çıkıyor olmasıdır. Örneğin bir ürünü tanıtacaksan, kimin bu ürünle ilgileneceğini tespit ediyorsun evvela ve daha sonra ‘önce ben bu ürünü üreteceğim ama bu konuda gerçekten iyi miyim, hiçbir hatam var mı, eksik miyim’ diye soruyorsun ve daha iyisini yapabilecek kapasitede miyim diye bakıyorsun.  Sizin anlayacağınız çok mühim bir iş yapıyoruz.

Ülkemizde kariyerli kadın olmak zor. Zoru nasıl başardınız?
Haklısınız, benim zamanımda kariyer dediğiniz zaman  akla avukat ve doktor olmak geliyordu. Bankacı olmak bile çok zordu. Babam İş Bankası’nda çalışıyordu ekibinde bir ya da iki kadın çalışırdı. Ben halkla ilişkilere başladığım zaman, kadın gazeteci var, televizyoncu var, radyocu var yani artık yeni bir devre girmişiz. Reklamcı var fakat halkla ilişkilerin esamesi dahi yok. O bakımdan ilginçti ve evet heyecan vericiydi. Mesela ben bu işe girdiğim zaman, bir meslek daha yükselişe geçti: Film Yapımı. Benim ikinci ya da üçüncü müşterim rejisördü, film yapıyordu. Filmin tanıtımını yaparken o mesleği gördüm, gözlemledim. Çok ilginçti.

Bize özel tavsiyeleriniz nelerdir?
1-Spor yapacaksın. Günaşırı değil, her gün.
2-Her zaman üretken olacaksın. Beynin meşgul olmalı.
3-Günceli takip edeceksin, gündemi yakalayacaksın.
4-Evlilik şart değil. Kafana takma. Ama sevgilisiz kalma.
5-Mümkünse çocuk yap. Birini çok sevmek, hatta kendinden çok onun sorumluluğunu taşımak, sadece ona değil, sana da iyi geliyor. Hayatına anlam katar. Doğurmayacaksan evlat edin, koruyucu anne ol. Ya da birinin geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.
6-Proteinsiz kalma, iyi beslen.
7-Planlı ol.
8-Olumlu ol. Bardağın boş tarafını görmek maharet değil.
9-Aşk lazım. Bunu unutma.
10-Bir de huzurlu ve verimli olmak için çevrendekilerle de iyi geçineceksin.
11-Ve her zaman ailenize sımsıkı sarılın.

 

 

By |2017-01-03T09:27:46+00:00Ocak 3rd, 2017|Genel, Konuştuklarım|18 Comments