Dicle’nin Sesi Şark Bülbülü: Celal Güzelses anısına

/Dicle’nin Sesi Şark Bülbülü: Celal Güzelses anısına

Dicle’nin Sesi Şark Bülbülü: Celal Güzelses anısına

 

Bugün günlerden 1 Şubat.  1959 yılında, Şark Bülbül’ü Celal Güzelses hayata gözlerini yumar. Ölüm yıldönümünde Diyarbakır Ulu Cami müezzini, müzisyen, besteci Celal Güzelses’i saygı ve rahmetle anıyor sizleri Celal Güzelses’in derlediği, en sevdiğim “Ağlama Yar” türküsü ile başbaşa bırakmak istiyorum. Bırakmasına ama önce gelin rahmetli üstad özel bir Diyarbakır aşığı Celal Güzelses’i bir de benden okuyun.

cs

Canım memleketim Diyarbakır’ımın üzerindeki bu iğrenç gri siyah sis perdesinin kalkacağı günlere dair umudumu yitirmeden sizlere memleketimin içinde barındırdığı güzel ve özel insanları anlatmaya devam edeceğim. Bugünkü konuğumuz namı diğer Şark Bülbülü Celal Güzelses.

Diyarbakır’ımın ofis semtinde geçen çocukluğuma dair güzel bir anıyla başlamak isterim. Akkoyunlu Sokak’taki babaannemlere gitmek üzere yola çıktık. Çocuklar çetesi ve oyunlarımıza ortak Hacı Teyze’yle sohbet her daim çok zevkli gelmiştir çünkü. Hacı teyze kimdir derseniz, Nevriye Hanım teyze, yani rahmetli Celal Güzelses’in değerli eşi. Hayal meyal hatırladığım Nevriye Teyze, çok güzel bir kadındı. Biz mahalle çocuklarını hiç kırmaz, hep gönlümüzü yapardı. Bizim binamıza o zamanlar İzzet Altınmeşe ve Bedri Ayseli, Nevriye Teyzeyi ziyarete gelirdi. Nevriye Teyze’nin elinden biz çocuklar için şeker ve su hiç eksik olmazdı. Tam bir Diyarbakır aşığı olduğunu söylediği Celal Güzelses’in türkülerini kendisi için yazdığını bizimle paylaşır, anılarını anlatırdı Nevriye Teyze…

Çocuklukta zevkle dinlediğim anıları sizlerle paylaşmak için buradayım. İşte anılar anılar…

Yıl 1917. Celal Güzelses birkaç arkadaşıyla Seman Köşkü’nün (Daha sonraları Gazi Köşk’ü adını alacak köşk) alt kısımlarındaki dutluklarda oturup eğlenirken türkü, şarkı, gazel ve hoyratlar okur. Mustafa Kemal, “Hanginiz o türküleri okuyordunuz? diye sorunca Celal Bey, “Ben okuyordum” der. Mustafa Kemal “Senin ismin ne diye sorunca Celal Bey “Mehmet Celalettin” der. Mustafa Kemal, “Peki burada da okur musun?” diyince Celal Bey de “Evet okurum” diye cevap verir. Askerler Diyarbakır’ın ipli kürsülerinden getirirler, Celal Güzelses ve arkadaşları bu kürsülere otururlar. Celal Güzelses okumaya başlar. Bir hayli eser okur ve Mustafa Kemal kendisine teşekkür eder ve Celal Güzelses arkadaşları ile beraber Mustafa Kemal’in huzurundan ayrılarak şehrin yolunu tutar.

Celal Güzelses memuriyeti yanında musiki çalışmalarını aksatmaz bilhassa mensubu olduğu tekkede yapılan tasavvuf musikisi çalışmalarını aralıksız devam ettirir. Celal Güzelses’in İstanbul’da plak firmaları ile teması sürerken bir gün Feyzi Pirinççioğlu, Celal Güzelses’i Dolmabahçe Sarayı’na götürerek Atatürk’üme tanıtır. “İşte Diyarbakır’dan plak yapmaya gelen gencimiz”, der. Atatürk’üm Celal Güzelses’e ismini sorunca o da “Mehmet Celalettin” der. Atatürk’üm, 1917 yılında Seman (Gazi) Köşkü’nde bana şarkı ve türkü okuyan sen miydin” diye sorunca Celal Güzelses de “Evet efendim bendim” diye cevap verir. Atatürk’üm Dolmabahçe’de bulunan zevata Celal Güzelses’i tanıtır. Burada Güzelses’i yeniden dinler. Celal Güzelses’in sesinden ve müziğinden etkilenmiştir. Celal Güzelses’in daha önce Diyarbakır Ulu Camii’nde müezzinlik yaptığını öğrenince Celal Güzelses’e şu soruyu yöneltir: “Celal bana Peygamberi anlat nedir, nasıl biridir?” Celal Güzelses ummadığı bir soruyla karşılaşınca duraklar ve nasıl cevap vereceğini düşünür ve mevlit okumaya başlar. Selam kısmında herkes ayağa kalkar el bağlar. Okuduğu mevlit bitince şu açıklamayı yapar: “Efendim siz ki yoktan bir vatan yarattınız. Cihana kafa tuttunuz, herkes sizin önünüzde diz çöktü. İşte hiç görmediğiniz zat-ı muhteremin önünde ayağa kalktınız el bağladınız işte peygamberimiz budur.” diyince Atatürk’üm Celal Güzelses’i tebrik eder ve orada bulunan “Colombia” plak firmasının yetkilisine dönerek “Celal’in okuduğu bu mevlidi de plağa doldurun” der. Atatürk’ün bu isteği üzerine Celal Güzelses iki adet mevlit plağı doldurur.

celal güzelses

Celal Güzelses’in dolduracağı plakların üzerine ne yazılacağı konuşulur ve “Şark Bülbülü Celal” yazılması önerilir. Celal Bey: “Ben Diyarbakırlıyım Diyarbakır Bülbülü veya Dicle Bülbülü” yazsınlar der. Bunun üzerine orada bulunan zevat bu iki düşünceyi oylar ve 24 kişinin 20’si “Şark Bülbülü Celal” yazılsın diye kanaat bildirirler. Atatürk’üm de bu görüşe katılarak plak firması sahibine Celal’in dolduracağı plakların üzerine “Şark Bülbülü Celal” yazılması talimatını verir. Böylece Celal Güzelses ölene kadar Atatürk’ümün vermiş olduğu “Şark Bülbülü” unvanıyla anılır.

Atatürk’üm doktorunu çağırtarak Celal Güzelses’i muayene etmesini ister. Celal Bey huzursuz olur, “Ben hasta değilim neden muayene etsinler ki?” der. Doktor Celal Güzelses’in boğazını ölçer ses tellerini muayene eder ve herhangi bir şey bulamaz ve ses oktavının yüksek olduğunu, ses tonu değişmeden tekrar okuyabileceğini belirtir. Doktorun verdiği bu bilgi üzerine Celal Güzelses rahatlar.

Oradaki sanatçılar, kendisinden İstanbul’da kalmasını isterler. Ancak tam bir Diyarbakır aşığı olan Celal Bey, Diyarbakır’sız yaşayamayacağını ve memleketinden ayrılamayacağını ifade ederken aynı zamanda içki gazinolarda sahneye çıkamayacağını da belirtir.

Celal Güzelses İstanbul’a ilk gidişinde 18 plak birden doldurur. Diyarbakır’ımın günümüze kadar gelen şarkı, türkü, uzun hava, gazel ve mayalarının bugünlere kadar gelmesini sağlar. Celal Güzelses’ten yaklaşık olarak 46 kadar türkü derlenmiştir. Bunlar arasında Ağlama Yar Ağlama, Bülbülün Kanadı Sarı, Dağlar Dağımdır Benim, Esmerin Ağı Gerek, Mardin Kapı Şen Olur, Nare Esvap Yıkıyor, Vallahi O Yardir… gibi türkülerdir.

İlim, felsefe, kültür, sanat gibi birçok alanda dünya çapında Şair Sırrı Hanımlar, Orhan Asenalar, Cahit Sıtkı Tarancılar, Ahmet Arifler, El Cezeriler, Ziya Gökalpler, Süleyman Nazifler, Ali Emiri Efendiler yetiştiren canım memleketim Diyarbakır’ım hiç şüphesiz ki musiki alanında da değerli üstad Celal Güzelses ile layık olduğu mevkiye ulaşmıştır, bilin istedim.

 

By | 2017-02-01T22:53:29+00:00 Şubat 1st, 2017|Genel, Okuduklarım|9 Comments
  • Veysel

    Eline yüreğine sağlık

    • admin

      Teşekkürler.

  • Hıta

    Okurken , yaşadım tüm hissiyatıyla cümlelerin içinde var olan hayatı. Tebrik ediyorum canım , kalemin aksın ruhumuza doğru…güzel bir dilin var.başarılar canım.

    • admin

      Emişim teşekkürler canım. İyiki varsın.

  • Weys

    Güzel 1 Diyarbakır aşığından başka bir Diyarbakır aşigini dinlemek çok güzel gerçekten. Yüreğine bilegine kalemine sağlık büyük dost.

  • admin

    Sağ ol değerli dostum. iyiki varsın. Ailene sevgiler selamlar.

  • Gulcin Inal

    Kalemine sağlık Bihtercim..basarilarinin devamini dilerim

    • admin

      Teşekkür ederim Gülçin Teyzecim

  • Merve

    Ornek insanlari anlatmissiniz. Ne güzel.